top of page

İçimdeki Hayat




12 mart 2020 günü tarihinden beri karantinadayım. Bu güne kadar bir çok şey paylaşıldı. Herkes kendince, kendinde olanı biteni paylaştı. Bence çok da iyi yaptı. Hepimizin evde sağlayacağımız verimli çalışma önerilerine, spor egzersizlerine, ev yapımı ekmek tariflerine, çocuklarımız için aktivite önerilerine ihtiyacı var. Tüm bu yaşananlardan dolayı belki de iştahı kaçmış biri için güzel fotoğraflanmış bir ekmeğin tarifi hayat kurtarıcı olabilir mesela. Ya da bir başkası için kaygı ile nasıl başa çıkabileceğini bulduğu satırlar kendini tekrar “iyi hissetmesi” adına itici kuvvet olabilir. Ben de yukarıda saydıklarımın bir çoğundan faydalandım. Tanıdığım, tanımadığım ama takip ettiğim kişilerin ekmeklerinin fırından çıkmasını, başlangıç aşamasını gördüğüm aktivitenin bir çocuğun elinde hayat bulduğu anı bekledim, maskesiz yürüyüşe çıkan biri için endişelendim, Andrea Bocelli’nin konserine canlı bağlanarak aslında kalabalık olduğumuzu hayal ettim. Bugün ilk kez bu yaşananların bende uyandırdığı hisse odaklandım. (sürecin başından bugüne kadar ve malesef görünen o ki daha uzun bir süre mevcut sağlığımızı koruyabilme niyeti, sevdiklerim için endişe duyma hali, bastırılamayan özlem duygusu, sonraki süreçte ülkemizin ve dünyamızın içine gireceği muhtemel zorluklar gibi duygu ve düşünceler zaten kaçınılmaz. Ancak bunların yanı sıra odaklanmak istediğim pozitif taraf benim adıma bir keşif oldu). Hafiflik hissi. Kendimi bağlı sandığım şeylere aslında bağlı olmadığım gerçeğinin bende bıraktığı his. Her hafta, her gün “halledilmesi gerekenler” listesi bir süre sonra kendi içinde bir rutin yaratıyor. Buna ufak keyifler de eklenince bir düzenin uygulayıcısı haline geliyor insan. Tüm bunlar bir anda yok olunca da bir boşluk oluyor. 1.5 aya yaklaşan bu sürede bu boşluk beni hafifletti. Önceliklerimi sorgulamama, aslında vakit ayırdığım bazı şeylerin ne kadar gerekli ve önemli olduğunu düşünmeme neden oldu. Zamanın yavaş akması gereken bir dönemde zaman benim için daha değerli hale geldi. (bu kapsama tabiki aile, arkadaşlar dahil değil; ben onların yokluğu değil varlığı ile hafifleyenlerdenim). Bu hafiflik hissi bir soru sordu bana. “neden olmasın?” Bugüne kadar zihnime uğramış geçmiş her şeyin başına eklendi aniden. “kafamdaki iş modelini şöyle değiştirsem, başka bir şehirde yaşasak, kızımız şöyle bir okulda okusa, şöyle bir eğitim mi alsam, ........ neden olmasın? Açı değişti, çerçeve genişledi. Çünkü bir mecburiyet bin şey anlattı. Bir süredir yatay giden hayat dikey oldu, derinleşti. Bu his bana iyi geldi. İçimdeki hayattan beslendiğimde ne kadar zengin olduğumu hatırladım. Hayatı eve değil yine içime sığdırdım. Sevmek, dua etmek, okumak, şarkı söylemek, oyun oynamak, denemek, anlamak, dinlemek, emek vermek, şefkat göstermek insanın kendine ait güçleridir. Ve hepsini kullanmak herkesin kendi elindedir. Bunları düşündüm ve hepsi için şükrettim.


382 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page