top of page

Su Üstüne Yazı Yazmak


Aşk ülkesi herkesin kendi bildiğincedir

Âşıkların milleti de devleti de yoktur

Mevlânâ

Kendi aşk ülkesinin arayışını sonsuz bir içtenlik ve dürüstlük ile anlatan bir dervişin hikayesi: Su Üstüne Yazı Yazmak.

Muhyiddin Şekûr New York’ta yaşayan bir Rufaî dervişi. Arkadaşlarının davetini kırmayarak gittiği camide duvardaki bir yazı ile başlayan yolculuğu çok farklı kaynaklara varıyor. Kitabın tüm sayfalarında bu kaynaklar o kadar içeriden gelerek paylaşılmış ki her sayfa okuyanın da ruhuna o saf hissini bırakıyor.

“O en dışın dışında, en için de içindedir. Gözlerini ondan ayırma.” Caminin duvarındaki yazının anlamını bu sözlerle paylaşan yaşlı kadın, arayışın başlangıcı oluyor adeta. Böylece başlayan hesaplaşmalar, düşünceler Muhyiddin Şekûr’u başlangıca yani camiye geri döndürmüş ve asıl kendine olan yolculuğuna, arayışların en güzeline vesile olmuş.

Modern hayatın tüm imkanları birçoğumuzu sarmış durumda. Hayatımızı kolaylaştırdığına inandıklarımız benliğimize ulaşmamıza nasıl engel oluyor diye düşünmüyoruz hiç. Elimizdeki teknoloji ve onun gelişmesi ile birlikte herşeyin daha hızlı halledilme zorunluluğu, sürekli yetememe ve yetişememe duygusu, durup düşünme ihtiyacımızı da elimizden alıyor. Durursak düşeriz zannediyoruz. Durmayınca haliyle düşünemiyoruz da. Birçok davranışımızın ya da kararımızın temeli; önyargılarımız, reflekslerimiz, geçmişte öğrendiğimiz veya pratik ettiklerimiz. Bu nedenle farklı kanallardan gelen mesajları da anlayamıyoruz. Kimi zaman bunları ya hafife alıyor ya da çözülmesi gereken sorun olarak değerlendiriyoruz. Üzerinde düşünmeye değer bulmadıklarımızın bize korku ve şüphelerimizin derinliğini gösterebileceğini unutuyoruz.

Muhyiddin Şekûr da kitabında bir dönem sürekli tıkanan lavabo borularını, bozulan arabasını o kadar güzel paylaşmış ki hiçbir şeyin tesadüf olmadığını, içinde nice dersler barındırıyor olabileceğini anlıyoruz.

Kitapta paylaşılmış olan; tıkanan borular, bozulan araba, iğnesini arayan plak gibi gündelik hayatımızı kesintiye uğratabilecek bazı sorunların aslında ruhumuzdan yansıdığını ve içeride çözemediklerimin, dışarıda yoluna girmesini beklememem gerektiğini anlattı bana. Kendi aşk ülkemi bulmak üzere yoldaysam işaretler önemliydi... İşaretleri fark edebilmek için de önce o arayış yoluna düşmek, bu uğurda gelen herşeyi hediye kabul etmek ve tevekkül içinde hazır olmak esastı.

Kökümün kıymetini, kendinden vazgeçebilmenin ne demek olduğunu, kokumu verenin ruhum olduğunu, neyi kaybettiğimin değil neyi bulacağımın değerli olduğunu, sabredince doğum günümün geleceğini bilmenin huzurunu, kalbin rehberliğinin mucizesini, tereddüdü bırakıp işe koyulmanın bereketini, sahiplenmeme ve sahiplenilmemenin özgürlüğünü, şükretmenin şart olduğunu; bir dervişin yoluna sayfalar boyunca yoldaşlık ederek derinden hissettim.

“Kalbimizi nasıl açık tutabiliriz? Kalbi vücud, nefs ve ruh arasında denge kurarak açık tutun. Güzelliğe açık kalın. Sadelikten şaşmayın. İçinizdeki çocuğu hep uyanık tutun..”*

*“Su Üstüne Yazı Yazmak , Muhyiddin Şekûr ”


112 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page